APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (43.BÖLÜM)
APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (43.BÖLÜM)
0 Yorum
97
24-11-2021

HER AN HER ŞEYE HAZIR OLAN KİŞİ KAZANAN VE FETHEDEN KİŞİDİR

Parti Kişiliği Çözüm Kişiliğidir;
Gerçeği görmeniz için ülke içinde ve ülke dışında bir yığın çaba harcadık. Ama maalesef ağır yanılgı ve yetmezliklerinizle bunu yüzeysel geçiştirdiniz. Mevcut pratik gelişmeler, pek de yüksek başarı imkanını yakalayabildiğinizi göstermiyor. Yine kendiliğindencilik, bireysel yorumlar ağırlıktadır. Örgütlü, planlı ve sosyalist politik ilkeyle askeri, örgüt ve cephe çalışmalarımız yürütülmekten uzaktır. Kendini dayatanın bireycilik yanı ağır basar. Yine sağa çekme ve taktik dışına çıkma, en az emekle yaşama hayli etkindir. İnsan, sosyalist tarzın ısrarlı takipçileri elle sayılabilir bile diyemiyor, çok az. Herhangi bir alandan yüksek sosyalist önderlik doğru bir çıkış yapıyor, doğru bir çalışma tarzı şekilleniyor diyemiyoruz. Belirttiğimiz sosyalist tarz çok önemlidir. Bütün kölece çabalarınız fazla sonuç vermez. Hamal gibi ölümüne çalışmanın fazla bir değeri yoktur. Zaten halk da öyle yaşıyor, bir kuruş için kırk takla atıyor. Herhalde bu, çok değerli, saygıdeğer bir çalışma tarzı değildir. Sömürgecilikten bir iş bulmak için binlercesi sürünmeye razı ve iş bulunca da kırk takla atıyor. Herhalde bu çok iyi bir iş bulduğu anlamına gelmiyor. Yani sizin hamalca yaklaşımlarınız toplumdaki düzeyi andırıyor. Bunun da hiçbir değeri yoktur. Yine bir köşeyi dönmeci, bir işbirlikçi gibi bir yetkiyi yakalayıp ona sarılmanız da hiçbir şey ifade etmiyor. Birkaç işbirlikçi devlete kapılandı diye, ona “devlet oldular” diyemeyiz. PKK içinde bir yetki kazanıp onunla biraz yaşayanlar da “iktidar” olduğunu sanmasınlar. Bu da dolaylı bir işbirlikçiliktir.

Zaten yeni bir terim de çıkmış; “PKK işbirlikçileri” deniyor. İçimizde ve dışımızda iktidar sevdalısı birçok kişi var. Bu, çok yanlış bir yaklaşımdır. Görüldüğü gibi, örgüt işleri sorumluluk işleridir, büyük eğitim işleridir. Pratik yaşama iğne ucuyla kuyu kazar gibi yaklaşma ve en ufak bir hataya bile yol açmamak için bütün duyarlılığını göstererek değer yaratma işidir. İşte bu, PKK tarzıdır. Ve böyle bir tarzla bu kadar yaşayıp bugüne gelebildik. Buna, uzun süreli olarak tarzın, anlayış ve yöntemin düzeltilmesi dedim. Buna devam ediyoruz. Aksi halde, düzeltmez ve yetkinleştiremezsek, yenilgiyi kabul ediyoruz demektir ve süreç içinde sıra teslimiyet bayrağını şurada burada çekmeye gelir. Biz bunu önlemek istiyoruz. Parti gerçeklerimize, bunun üyesi olmaya, çalışmasını yürütmeye böyle yaklaşılabilir. Ucuz iktidar hevesini yetkiyle yürütülen devrimciliği bir tarafa bırakmalıyız. Kendimizi sürekli dayatmayı, sağa, sola yamandırmayı, hamalca ve kölece yaşamayı kesinlikle bir tarafa bırakmalıyız. Zamanınızı çok iyi kullanarak kendinizi doğru yorumlayın ve düzeltin. Aksi halde bir yalancı, iflah olmaz bir küçük burjuva olduğunuz kesinleşir ki, günümüzde onlar da yaşayamıyor. Kimi intihar ederek, kimi teslim olarak, kimi zarar vererek en olumsuz biçimlerde yaşamları sonuçlanıyor. Mümkün olan başarı tarzıdır. Başarı tarzını neden bulamayasınız? Kendinizi neden düzeltmeyeceksiniz? Geçmişiniz ne kadar günahkar olursa olsun, ne kadar kötü yetiştirilmiş olursanız olun, yine de kendinizi düzeltebilirsiniz. Çünkü parti büyük yetiştiriyor, parti büyük kazandırıyor, hem de güzelce kazandırıyor. Kişiliğiniz neden kendini buna katmasın?Onurunuz, gururunuz neden kendini partinin onuru ve gururu haline getirmesin? Bireysel gururunuzu, onurunuzu neden bu kadar esas alıyorsunuz da, partinin büyük onuruna ve gururuna göz dikmiyorsunuz, onun gibi olamıyorsunuz? Büyük olan partinin onurudur, onun kişiliğidir ve esas alınması gereken de budur.

Sizleri “artık sağlıklı bir yoldaş olabilirler” yaklaşımı altında tutmak istiyoruz. Yoksa “hep bela olacaklar veya tehlikeli olabilirler” şeklinde sizleri değerlendirmek bizi zorlayacağı gibi, sizi de zorlar. En azından tartışmayı bilmeliyiz. Neden adam olamıyorsunuz? Örneğin bunu bana kanıtlarsanız, o zaman birbirimizi bırakırız. Biz neden başaramayız, neden adam olamayız, neden geri Kürt teorisine göre yaşayacağız? Eğer böyle diyorsanız, o zaman tamam, söyleyecek bir şeyimiz yok. Sıkça hatırlattığım bir köylü var. Bana “Beyim, benim böyle uzun kulaklarım var” diyordu. Kulağı uzun olana sen nasıl laf anlatabilirsin? Adam bana eşek teorisinin önemini vurgulamak istiyor. Eğer bu teori sizin gerçekliğiniz için de geçerliyse, o zaman ben bir daha yaklaşmayayım; tasımı tarağımı toplayıp başka diyarlara göç eyleyeyim. Bu, kendine saygıyı bütünüyle yitirmek anlamına gelir. Biz kendimizi bu kadar insanlık dışı, bu kadar basit göremeyiz; kendimizi gelişemez ve başaramaz noktasında tutamayız. Burada bazı somut örnekler vermek gerekiyor. Bazıları kendilerini hudut boylarında tutarak, “bir adım içeri atamayız, bir adım atarsak batarız, başarı tarzına doğru bir adım atamayız, kendimizi hep inkar, hep imha, hep yenilgi durumları sınırında tutarız” diyorlar. Derdin ne, bunun PKK‟yle ilişkisi ne? Aslında PKK bunu hak etmemiştir. İyi savaşmak isteyen bir partidir, iyi gerillacılık yapmak ister. Ama ne idüğü belirsiz bazı kişilikler ve anlayışlar, birçok karargahımızı mıh gibi çivilemişlerdir. Düşman, böyle karargahları silip süpürüyor. Ve bunlar, belki de bir kişi yüzünden, bir anlayış yüzünden oluyor. Biz bunları anlamazsak ve boşa çıkarmasını bilmezsek kendimize yazık ederiz. Çoğunuz bunun kurbanı oluyorsunuz. Ülkeye girmek için bir koridor da mı açamıyorsunuz? Bu kadar gücü bir araya getirdikten sonra, düşman üzerine gidecek delici bir tarz mı bulamıyorsunuz? Bir gece saldırısı mı yapamıyorsunuz? Düşmana karşı bir baskın tarzı mı yaratamıyorsunuz? Uygulanan baskın tarzına bakıyorsun, hepsi komalık gibi, kendiliğindenci ve biçilmesi işten bile değil. Pususu da hakeza öyle. Her şeyleri Allahlık. 

Pusuya giderken pusuya düşerler. Peki bütün bunlar kader midir? Pratikteki kayıpların izahları, hep dikkati yok, sorumluluğu yok, tarzı yok, planı yok, ilgisi yok, hesabı yok ve benzeridir. O yaşamı herkes esas almış veya böyle yanlışlar temelinde herkes birbiriyle uzlaşmış. Tabii sonuçta da başarı söz konusu olmuyor. İstediğim kadar destek sunayım, o yine de tüketmesini bilir. Bütün bunlar bizim halkın “adam olamayız”, bizim köylünün ve basit küçük burjuvanın “ancak yaşam böyle olur” anlayışının bir sonucudur. Eli silahlı bu kadar insanın sonuç almaması mümkün mü? Bir yerde alamıyorsa başka yerde, bir biçimde alamıyorsa başka bir biçimde sonuç almaması düşünülemez. Artık gerçekleri doğru kavramanın zamanıdır. Doğru partili olmayı bu açıdan bilmek ve bir çalışmaya güç getirebilmek şarttır. PKK ve PKK militanlığı böyledir. PKK‟yi ne sanıyorsunuz? PKK militanlığını böyle kavramayanlar içimizde ne diye geziyorlar? Aslında ben halen içimizde hangi cesaretle duruyorlar diye düşünüyorum. Sende böyle PKK‟lilik yoksa, o zaman adama sen kimsin, ne geziyorsun demezler mi? Neredeyse bazıları en ucuzundan hizip oluşturup bizden başarı isteyecekler; her türlü teslimiyete, her türlü tasfiyecilik çabalarına onay isteyecekler. İşte bu kadar şımarmışlar. Halbuki insan biraz terbiyeli olmayı bilmeli. Biz küfür etmiyoruz, sille tokat patlatmıyoruz diye, acaba iktidarsız mıyız, otoritesiz miyiz? Bunlar çok uyanık kurnazlar da, biz mi çok geriyiz? Hayır, öyle bir şey yok. Eğer işine gelmiyorsa git veya hizip savaşı ver, anlayış savaşı ver. Fakat bunu açıkça ver, kalleşçe verme. Örgütü kritik süreçlere sokarak, görev ve yetkilerini kötüye kullanarak, bizi zora sokarak ikiyüzlülük etme, münafıklık etme, yalancılık yapma. Bize karşı savaşmak istiyorsan, hiç olmazsa açık bir şekilde yap. Eğer gücün yetmiyorsa, açık söyle. Başka türlü ne istiyorsunuz? Yetişemiyorsan, gelişemiyorsan, bir çalışmaya cevap veremiyorsan o zaman içimizde ne geziyorsun?

Görevine dört elle sarılmayanın benim için hiçbir değeri yoktur. Anamla bile nasıl konuştuğum biliniyor. Bana göre ilişkinin emekle bağlantısı olmalıdır. Birisi bunun gereklerini yerine getirmedi mi, kim olursa olsun onu kabul etmem. Sosyalist kişiliğim böyle başlamıştır. Bir kişi bunu göz önüne getirmeden, kendini nasıl özel ilişkileriyle, yakınlığıyla bana dayatıp yaşatabilir, nasıl böyle yaşayabileceğini sanır? Yine “Önderliği anlamamışız” diyeceksiniz. Anlamamak ne demek? O zaman sen bizi dinlememişsin. Diyeceksiniz ki, “biz başka türlü anlamışız.” Başka türlü ne demektir diye sormaya bile gerek yoktur. Her şey açık seçik ortadadır; nasıl yaşadığı, nasıl çalıştığı, nasıl yaklaştığı ortadadır. Köylü kurnazlığıyla yetkiyi ayarla, ağalığı ayarla, kendini bana yutturacağını san, sonra da “ben kaçarım” de. Bu en büyük onursuzluktur. İnsan her zaman kendi haddini hududunu bilmeli, kendini geliştirmesini bilmeli. Sende o yetenek yoksa, içimizde ne duruyorsun? Git kendini nereye pazarlarsan pazarla, nasıl satarsan sat. Ama bunu beni kullanarak yapma. Görev, yetki ve sorumluluk üzerine yoğunlaşıyoruz. Eğer güç getiremiyorsan, “yoldaş ben yapamıyorum” de. Biz sıradan bir gerillacılığa da çok değer verdik. Bizim için herhangi bir çalışma alanı da çok değerlidir. Bizim için hepsinin bir değeri vardır. “Hepsiyle oynarım” dersen, “şu iş bana göre, bu iş bana göre değil” deyip kendine göre ayrım yaparak kendi çıkarını esas alman asla kabul edilemez. Kaldı ki, herkese devrimci bir tarzda yapabileceği işleri çok iyi kavrattık. Ama hepsi kurnaz, küçük burjuva ve durumları kendilerine göre iyi ayarlıyorlar. Kıyamete gidiyor, onu dahi ayarlayabiliyor. Bir de kendisi en üstte kalsın, en akıllısı sanılsın, bu da onun hoşuna gidiyor. 

Bu olmadı mı düşmana kaçıyor. Biz bu hikayeyi yutar mıyız? Bin yıldan beri köhnemiş köylü kurnazlığını, tefeciliğini ve işbirlikçiliği, toplumumuzda varolan o bin bir çeşit olumsuzlukları, belki de bin yıldan beri sürüp gelen hayvani gerilik özelliklerini atmamışsan, insan olarak kendini geliştirmemişsen ben sana ne diyeyim? Bunlar PKK olayını basite almanın sonuçlarıdır. Hem PKK müthiş bir örgüttür diyeceğiz, hem de onun bu kadar geriden giden bir militanı olacağız. Bu kabul görmez ve size de yazık olur. Görev istiyorsunuz, ama gidip hemen düşüyorsunuz. Böyle görev istemek olmaz. Görev isteyen bir savaşçı, bir komutan etrafını biraz yıkmasını bilmeli, biraz eser yaratmasını bilmeli. Bu konuda eğitilmiştir, söz de veriyor diyoruz. Artık kendini pratikte göstermeli diyoruz. Biz de yine üzerimize düşeni yaparız. Fakat anlayamadığınızda veya şimdiye kadar anladığınız gibi anlarsanız, benden de tekmeyi yersiniz. Sonra da “APO adamı böyle de yapar, şöyle de yapar” demeyin. APO en iyisini yapmaya çalışandır. Herkeste kaypaklık vardır, bende yoktur; herkeste hırsızlık vardır, bende yoktur. Ben ne yaptığımı, nasıl çalıştığımı iyi biliyorum. Bu kadar açımlayan, bu denli çalışan biri nasıl böyle biri olsun? Olanak yaratan ve bunu kendi sorumluluğu altında kanıtlayan bir adam nasıl kötü olsun, nasıl hırsız olsun, nasıl değer kıymet bilmesin? Bu ilk defa kendini kanıtlayan bir kişiliktir. Kendini kanıtlayamayan sizlersiniz. Kanıtlama derken, yüksek başarı temposunda yürüyemeyen sizler oluyorsunuz. Başka türlü önderlik zordur. Benim için bin defa daha zordur. Ben kendimi ucuz mu yetiştirdim, tesadüfen mi yetiştirdim? Ben kendimi kurnaz mı yetiştirdim? Hayır! Müthiş bakış açısı kadar, ufuk kadar, amansızca ve iğneyle kuyu kazar gibi ilişki peşinde koşarak yarattım. Mantık ve duygu korkunç bir biçimde iç içe ve el ele vererek beni buraya kadar getirdi. Başka türlü APO‟culuk yapılamaz. Kendinizi öyle yorumlayamayışınız tuhaf. Ne yapmak istiyorum? Ortaya bir yığın sahte APO‟cu çıkmış. Hepsi kendini benden daha fazla Başkan yerine koyuyor. Bunu önlemek zorundayız. Çünkü ben öyle değilim. Nasıl olduğumu, nasıl çalıştığımı, nasıl bir şeyler geliştirdiğimi herkes biliyor.

Anlatmadığım bir yanım kalmadı. PKK Önderliği ateş altında olan bir önderliktir. Bunun başka türlü izahı mümkün değil. İleri kademedeki kadro ateş altındadır, kesinlikle rahatlık içinde değildir. Ne ruhen, ne fiziki olarak, ne de düşünsel olarak rahat olabilir. Kendini rahat sanması büyük bir yanlışlıktır. Bir de gelişmeyi ve yaratmayı bilmiyorlar. Ama o da partileşmeyle ilgilidir. Bizde partileşme yaratıcılıktır, bizde partileşme sanatkarlıktır, bizde partileşme komutanlıktır, askerliktir. Ama hepiniz PKK içinde ata mesleğini derinleştiriyorsunuz. Eski usul yaşam yeni teknikleri, yeni anlayışları zorlar, fakat eski atalettir.  Bu da PKK‟ye dayatılabilecek en büyük kötülüktür. PKK modernizmi, PKK yeniyi, PKK özgürlüğü temsil ediyor. Bu doğrultuda partileşemedin mi etkisizleşirsin. Siz particiliği hiç anlayamamışsınız. Particilik, bütün yetmezliklerini aşmanız için size gereklidir. Parti kişiliği en örgütlü, en yaratıcı, en inisiyatifli, en çare bulan kişiliktir. Bu kadar geç anlamanız bile düşündürücüdür. Onun için sizin partileştirilmeniz çok önemlidir. Aksi halde bir yük haline gelirsiniz.

Sonuç şu; sizleri partileştirecek miyiz, partileştirmeyecek miyiz? Partileştirmezsek, sizleri taşıyamayız. Partileşmekten tutalım bunun nasıl temsil edileceğini sizlere sormak gerekiyor. Aslında yıllar geçti, ortamlarınız partileşmeye uygun değil miydi? Zamanınız yok muydu, o dağlarda ne yapıldı? Partileşmeye inanılmadı, gereği düşünülmedi veya çıkarlarına uygun bulunmadı. Birçokları bu şekilde sosyal özelliklerini partiye engel olarak dayattı durdu. Ne eğitiyor, ne uluslaştırıyor, ne sosyalleştiriyor, ne siyasallaştırıyor, ne örgütlendiriyor. Hepsinin üzerine yan gelip yatıyor. En büyük sorumluluğunuz bunları görüp gidermekken, bunlara seyirci kalmanız kabul edilir gibi değildir. Yoksa bu bir kader değildi. Bu işlere kadercilikle yaklaşsaydık, neden devrime başladık diye sormamız gerekirdi. Eğer eski genel ölçüler geçerliyse, neden halen kendimizi böyle aldatıyoruz? Ne kadar yaratıcı olduğunuzu kendinize sormalısınız. Acaba kendinizi partileşmeye ne kadar katıyorsunuz? Partileşme ihtiyacını ne kadar derinden duyup da gönül güçlerini, düşünce güçlerini zorladıkları araştırılmaya değerdir. O kadar geniş alanları, onlarca kilometrelik bir sahayı istediğimiz gibi kullanabiliriz, ama o alanlara dayatılan çok kaba bir peşmerge ağalığını geçmiyor. Peşmergede dahi bir düzen var, onların sınıf anlayışı oturmuştur. Bizde o da yok, daha geri bir konumdayız. Bizde olan bir küçük burjuva veya orta sınıf anlayışıdır. Ne KDP düzenini yaşayabilir, ona ulaşabilir, ne de PKK düzenine gelebilir. Muazzam karıştırma durumudur; “ben iktidar olamadım, başkasını da iktidara getirmem” anlayışıdır. Küçük burjuvazinin en belirgin tavrı bu değil midir? Saflarımızdaki durum da budur. KDP‟nin sahibi var, ağaları var, oturmuş bir düzeni var. İçimizde de onu bulamaz, yeni bir KDP yaratamaz. PKK‟lilik de işine gelmiyor, geriye bozmak kalır. Yaşanan bu yoğun bozgunculuğu böyle ele almalıyız. Küçük burjuvazi yoğun bozuyor ve yoğun karıştırıyor. Bunu bazılarında o denli çarpıcı görüyorum ki, en ufak yeteneklerini bile harekete geçirmiyorlar, gözleri sürekli bozmada. 

Gerçekten partinin bir militanı olmak istiyorsanız, bunları görmeniz gerekir. Bu bozguncuların çoğu da kendiliğindencidir. Yani rahatına gelmediği için öyle yaparlar. Onun için uygun olan “ben olmayacaksam hiç biri olmasın” yaklaşımıdır. Yoksa hiçbir çare bulamaması, işleri hiç idare etme olanağı yakalayamaması pek akla uygun değil. O bozmakla uğraşıyor. O ne PKK tarzıyla iktidar olacağına inanıyor, ne de KDP tarzıyla. Orta sınıf önderliğini oluşturmaya da güç getiremiyor. Buna KDP de, biz de izin vermeyiz, o da bozarım diyor. Gerçekten de yapılan budur. Duyarsızlık, yetersizlik, ilgisizlik, üslupsuzluk, çalışma tarzındaki bütün yetersizlikler bu sınıfın bozma işidir. Kendiliğinden, bırak kargaşa gelişsin tarzıdır. Zaten kendiliğindenciliğe kapıyı bu kadar açık bırakan sınıf orta sınıftır, küçük burjuvazidir. Fırsat buldu mu daha da canavarlaşıyor. Hizip, provokasyon eğiliminin sahiplerine bakalım, yine bireysel bozgunculara bakalım, böyle olduğunu hemen anlarız. Parti doğrularını, parti gerçeklerini iyi teşhis edin, onların üzerinde durun. Bunlar olmazsa olmaz, ancak olursa olur. Sınıf eğilimini, kişilik özelliğini anlayın. Bir şey durdurulacaksa durdurmak, yaşatılmayacaksa yaşatmamak gerekir. Tabii bunlar kurnaz ve sinsidirler. Her an bir tanesi bir birliği bozabilir. Aslında bunlara sert çıkışmaktan kendimi zor alıkoyuyorum. Çünkü bazı şeyleri ayarlamışlar, “kendimle birlikte birliği, birimi batırırım” diyorlar. Ben de adeta yağdan kıl çeker gibi bunları çekmeye çalışıyorum. Sınıf savaşı çok yoğun. Birçokları bela. Ben korkak olduğum, görmediğim için değil, eğer yağdan kıl çeker gibi çekemezsem birçok şeyi bozarlar, çünkü gece gündüz ayarlama peşindeler. Çok iğrençtirler. Biz ne kadar partiyi düzenlemeye çalışıyorsak, onlar da o kadar karıştırmaya çalışıyorlar. Bunu bizim havsalamızın alamayacağı biçimlere kadar götürmüşler. Buna karşı kavga yapmayalım mı, boyun mu eğelim? O zaman mücadeleyi nasıl yürütelim? Bu parti belirlediğimiz düzeyde düzenlenseydi, şimdi zaferi yakalamış olurdu. 

Ama bunlar yüzünden zaferden uzaklaştırılacak. Bunlar yenilgiye götürecek. Bizim yenilmemiz hoşlarına gidiyor. Ben bunu birçoklarına açık söyledim. Düşmanın beni ezememesinden dolayı için için öfkeleniyorlar. Karşımızdaki eski provokatörlerin durumu çok daha somuttu. Böyle ortamlarda benim ne zaman düşeceğimi kestirmeye çalışıyorlardı. Bir tanesi benim yakalandığımı duymuş, havaya fırlamış, benim tasfiye olduğuma inanmış, kendini böyle ele vermiş. Yani bunları tanıyoruz demek istiyorum. Sözde ellerinde bir şeyler kalacak. Diğer grupların durumuna da bakarsak, onlara göre biz onlara karşı iktidar alanını tutmuşuz. “PKK, sorunun barışçıl çözümünü engelliyor” diyorlar. Böyle söyleyen birçok grup var. Aslında hiçbir şey yapmadıkları, hiçbir şeyi temsil etmedikleri halde, bizi engel gibi görüyorlar. Emek yok, çaba yok, gelecek yok. Neymiş? Gelip bize ulusal sorunun çözümünde “barışçıl yöntemi” dayatacaklar, sözümona demokratik yöntemi! Kaldı ki içimizdekilerin de iddiası budur. “Diktatörlük engeldir” diyor. Oysa kendisi bir maşa bile olamaz. Sen hangi ulusal sorunu çözmeye geleceksin? Düşman ortadadır, burada hangi çözüm şansını bırakır? Ama bu, bizdeki orta sınıfın, işbirlikçi sınıfın karakteridir. İçimizde de çalışmıyorlar, taktiğe bir türlü doğru yürümüyorlar. Sorun budur, bir gaflet durumudur. Bunu bilinçli yapıp yapmadıkları sorun değil, ama gerçek partiliyiz diyenlerin de partiyi doğru kavrayıp uygulamaları gerekir. Ben burada size avanak mı desem, gelişmiş hamallar mı desem? Bu durum, sağlam bir particilikle nasıl bağdaşabilir? İyi bir particilik bunu nasıl kabul edebilir? Ama sizin durumunuz da onlar karşısında etkisiz kalma biçimindedir. Onlar bozma işleriyle uğraşırlarken neden bunlar teşhis edilmedi ve bu teşhise dayanarak tedbir geliştirilmedi? 

Demek ki yetersiz kalmışsın, demek ki çare olamamışsın. Yani hamal, aptal bir halk önderi veya aptal, hamal bir PKK‟li olmuşsun. Bir mıntıkaya güç getiremedin mi seni böyle değerlendiririz. Kendini olanaklarımıza bu kadar dayatan kişiliklerin içimizde yaşamaya hakkı yoktur. Bunlar sonuçta kendilerini de tahrip ederler. Kendileriyle birlikte ancak partiyi götürürler o kadar. Bu sınıfın politika yapma, iktidar olma şansı yoktur. Ama o, olduğunu sanıyor, kendine sevdalı. YNK, “PKK olmazsa, mümkün mü TC bize yardımcı olsun” demiş. Bunu bizzat kendileri söylüyorlar. Diğer küçük burjuva gruplara da TC‟nin yer vermesi mümkün değil. Buna rağmen PKK Önderliği tutmuş ve bunu da biliyorlar. İçimizde de birçok provokatör “önüm tutulmuş, önümüzde diktatörlük var” diyordu. Bunları bıraksam, gerçekten bir tas çorbayı bile kurtaramazlar, bir çorbayı bile bulamazlar. Ama şu anda onlara göre ben “önlerini tutmuşum.” Ayarlamalar yaparlar; hudutlarda, cephe gerilerinde örgüte karşı bir koz ararlar. “Bir şey olursa kendimle birlikte birimi de götürürüm” derler. Böyle hesaplar içinde olurlar. Bunları görüp bitmez tükenmez bir şekilde bunlara karşı mücadele etmeniz gerekiyordu. Fakat sizin şanssızlığınız veya zavallılığınız bu mücadeleyi beceremeyişiniz, bu mücadeleye güç getirmeyişiniz oldu. Uygulama, düzenleme, işbölümünü geliştirme, eğitim, onun için adam yetiştirme görevleri yerine getirilmedi. Sürekli kadro eksikliğinden bahsediyorsunuz, bilmem “şurada, burada yeterli kadro yok” diyorsunuz. Böyle diyerek beni tahrik etmek mi istiyorsunuz? Nasıl temsilcisin ki, kendine daha iki kişi yetiştiremiyorsun? Olanağı o kadar bol olan bir ortamdasın, yanına her gün bu kadar kadro adayı geliyor, fakat çalıştıracak iki kişi bulamıyorsunuz. Kendinizi böyle aldattığınız artık yeter. Bunu bilerek mi yapıyorsunuz? Kendine iki tane yardımcı yetiştirmezsen, halen bulunduğun konumu işgal edecek misin? Yeter, artık bunları dinlemek istemiyoruz. İki yardımcı yetiştirip etrafındaki işlere koşturmayı bilmiyor, onu da bir şikayet olarak bana getiriyor. 

Sizin durumunuz biraz budur. Bir alana gideceksiniz, her şey var, ama yine de susuzluk teorisini dile getireceksiniz. Yanı başınızda ırmaklar dört bir yandan coşarak akıyor, senin orada yapacağın suyu içmektir. Artık suyu sırtınla mı taşırsın, bir kanal açarak mı getirirsin, onun yöntemini sen bileceksin. Yoksa bana susuzluk teorisini geliştirme. Oradan “gel tasla suyu doldur, ağzıma dök” deme. Bunu dersen ne olduğun ortaya çıkar. Bunun adını ne koyalım? Bunun adı eşek teorisi, hokus pokus teorisidir. Bir yatalak veya hasta olma durumudur. Susuz suya gider, susuz gelir. Bu, o teoriye göre yaşamak olur. Halbuki o dağlarda gerillanın alası düzenlenebilir, fakat o küçük bir birim bile geliştirmiyor. Peki buna ne ad vereceğiz? Ağalarla ziyafet yapmaya gidiyorsunuz, PKK paralarını dağıtmaya gidiyorsunuz. Böyle özentiler çok yaygın. Fakat “çok güçlü bir gerilla takımını oluşturayım, düşmana can alıcı bir darbe indireyim” demiyorsunuz. Şimdiye kadar bu hiç olmadı. Fakat bu, PKK değildir, PKK‟nin amansız savaştığı karşı partidir. Kaldı ki bunlar PKK karşıtı bir parti de değiller. Görünüşte PKK, özünde ise bayat yaşam. Olanak PKK‟den, “aristokratlık” da kendilerinden. Böyle birimlerimiz çok. Bunlar bizi tanıyamadılar mı? Kendilerine ulaşamayacağımızı sanıyorlar. Sorun, ulaşıp ulaşmamamız da değil, orada parti haysiyeti yok mu, parti onuru, parti davası yok mu? Partisiz kişi ne yapabilir, partisizlik nereye götürür? Partisizlik örgütsüzlüktür. Partisizlik, kendini satmadır. Oysa parti güç demektir, parti örgüt demektir, parti imkan demektir. Bu kadar parti dışı kalmak hoşlarına gidiyor. Tam tersine, parti dışı kaldın mı yanarsın. Niye bu kadar partisiz kalmaya özen gösterdikleri şimdi anlaşılıyor. Bunlar, tam bir yatalak, tam bir beladırlar. Eski toplumun ne kadar pisliği varsa, onu kendilerine layık görmüşler, yani partisizliği. Doğru dürüst neden bir rapor yazamadıkları, doğru dürüst neden bir düzenleme yapamadıkları, neden böyle ilginç durumlarla yola çıktıkları anlaşılıyor. 

O zaman şu ortadadır: Partisiz bir Kürdistan, partisiz bir Kürt halkı, dünyanın en hamal, en çok güdülen ve sömürgecilikten de öteye bir uygulamaya tabi tutulan halkı demektir. Ben sizlere partiyi yeni yeni mi tanımlayacağım? Beni, neredeyse parti derslerini yeniden vermeye zorluyorsunuz. Bu kadar aşındırma neden? Partisiz kalmayı, partiden uzaklaşmayı neden bu kadar kendinize yedirdiniz? Partisizlikle ne yapacaksınız, nasıl güç olacaksınız? Bu soruları cevaplandırmalısınız. Parti eğitimi bunun için çok önemliydi, parti yaşam tarzı da çok çok önemliydi. Herkes uzaklaşmaya çalışarak yaşayacağını sanıyor. Hatta özerkliği, özerk yaşamayı parti yaşamına tercih ediyorsunuz. Fakat bu da partinin tasfiyesidir. Bu özerklik partinin tasfiyesi karşılığındadır. Parti tasfiye edildiği oranda sen özerksin, özerk olduğun oranda da güçlü değilsin. Bir gün yaşarsın, belki iki gün yaşarsın, üçüncü gün uşaksın, ajansın. Parti konusunda neden böyle savaşılamadı? Parti tarzına ulaşmazsanız sizleri ne yapacağız? Anlayışa ve tutuma gelmede zorlanacaksınız. Birçoklarınızın üzerine gitmesem, partileşme gereği bile duymayacaksınız. Bir aşiret kültürüne dayanıp yaşayacağınızı sanıyorsunuz. Sizleri partileşmeye ne kadar ulaştırabilirsek bu, öncelikli gelişmenin esası olur, diğer düzenlemeler ancak bu temelde gelişebilir. Çekirdek sağlam kurulmalı. İşe koşmak istiyorsunuz, yaklaşım esaslarını özenle bellemelisiniz. Gücümüz elverdiğince de çevremizi partilileştirmeliyiz. Yanınıza grup grup insan alın, partileştirin, partili gibi çalıştırın, yakalarını bırakmayın. Tarz böyledir, aktif PKK‟li biraz böyledir. Mazlumlar‟ın, Hayriler‟in, Kemaller‟in daha „80 öncesi particiliği böyleydi. Size tekrar söyleyeyim, biz bu işi böyle yürütüyorduk. Doğrusu budur, saptırmayalım. Bu aşamada kimse parti dışı bir yaşamı, bir tarzı, bir üslubu bize dayatamaz. Çünkü bunun dışında yaşamamız bile mümkün değildir. Bunun dışında bir imhayı önlemek mümkün değildir. Bırakalım iktidar olmayı, özgür veya özerk yaşamayı, kelleyi kurtarmak bile mümkün olmaz. Yani objektif veya subjektif bir ajan değilseniz veya iflah olmaz bir küçük burjuva değilseniz, sizde biraz saygı varsa, kesinlikle partileşmeyi bilecek, belleyecek ve başaracaksınız. Ben sizi başka türlü yaşatamam, sizin için acı duyarım. Zaten çoğunu şehit verdik. Sizler de ucuz şehit olup gidersiniz. Bana göre iyi partilileşenler halen zaferi yakalayabilirler.

Yaşam ilgisi ve isteğinden tutalım, nasıl yaşamalı sorusuna kadar, nerenizle uğraşalım? Ben kendimi ahım şahım görmüyorum, ama hiç olmazsa ilgiyle izliyorum, dinliyorum. Herkesten öğrenmeye çalışıyorum. Bunu da çok alçakgönüllüce yapıyorum. Zaten bakış açılarınız anlamaktan çok uzak. Derinlik yok, duyarlılık yok. Kürt kabalığının mevcut bütün biçimlerini önünüze seriyoruz. Kürt ilgisizliği, Kürt kabalığı, Kürt yüzeyselliği. Aslında bütün bunları size anlatmak için bir edebiyatçı mı gerekiyor? Siyaset en iyi eğitimdir. Sizi bununla diriltmek istedik, ama ona karşı da direniyor, terbiyeye gelmiyorsunuz. Bir sigaraya koştuğunuz kadar eğitime koşamıyorsunuz. Veya bu temel Önderlik sanatından hep kaçıyorsunuz, ama böylesi yaramaz özellikleri sergilemeye bayılıyorsunuz. Bundan ne anlam çıkarmak gerekiyor? Şimdi de küçük burjuvalar bizi kullanıyor gibime geliyor. İçinizde bir de köleler var. Bunları değişik yöntemlerle adam edip proletaryanın veya emeğin öncü gücünü ortaya çıkaralım. Hepinizin anlayışları altın değerinde, benimkinden bile daha iyidir. Fakat pratikte çok zavallı kalıyorsunuz. Örneğin ben ne kadar teorik gibi gözüküyorsam da, benim kadar pratik, üretken kimse yoktur. Ben yaşamımı öyle pratikleştirmişim ki, dost düşman herkesin yaşamında etkiliyim. Nasıl ayarlama yaptım? Bilindiği gibi, şu anda Türkiye üzerinde bir kabus gibiyim, paraları bile günlük olarak bana göre değişip duruyor. Nasıl etkiye yol açtık? Türkiye parasını bile günlük olarak titretiyoruz, yani o alana kadar da etkimiz var. Bu da bir tarz. “Seninle alakası yok” diyeceksiniz, ama ayarlamayı ben yaptım, duruşu ben sağladım ve böyle oldu. Önderliğin bu tarzını uygulayamazsanız size yazık olur. Yeterlilik sınırlarını zorlamanız gerekiyor. Kendinizdeki yetersizlikleri hızla aşın. Bundan daha fazla destekçi olamayız. İşlerimiz amansız. Her gün düşmanı izliyorum, bizi adeta yutmaya çalışıyor. Zaten izlemeye gerek yok, bu konuda kararlı ve uygulamalar amansız. Nasıl saldırdıkları görülüyor. Yunanlılara bile öyle saldırmadılar.

Yunanlıların üzerine sadece ordu birlikleri saldırdı. Bize karşı ise düzenli ordusuyla, uçağıyla, tankıyla, topuyla, özel savaşıyla, korucusuyla, faşist milisler sürüsüyle saldırıyorlar. Türk edebiyatında Yunan düşmanlığı çok işlenmiştir. Ama şu anda PKK düşmanlığı söz konusu edildiğinde, bin kat daha aşırısı mevcuttur. İlginç bir olay! Bu açıdan, madem PKK‟lisiniz, düşmanın sizi nasıl gördüğünü bilerek yaşamınızı örgütleyin. Bu da, fırsat buldun mu vurmayı bilmek demektir. PKK‟de askerliği böyle anlayacaksınız. Kişiyi savaş mevzilerine yerleştiremeyen durumlarınız içler acısıdır. İnsanları savaştırma en ince tarzda olmalıdır. Bunun için korkunç yöntem ve planların devreye konulması gerekir. Ama sizdeki kaba eski Kürt tarzıdır. Madem iyi bir komutansın savaşçılarının ideolojik, politik, moral ve psikolojik düzeylerini geliştirmen gerekir. Fakat siz, “bizden adam çıkmaz, bizden asla iyi bir komutan çıkmaz” demeye getiriyor, bana bunu anlatmaya çalışıyorsunuz. Hal ve hareketleriniz, bütün olup bitenler bana onaylattırılmak isteneni ortaya koyuyor. Ben de buna karşı direniyorum. Başarma imkanım olmasa da boyun eğme durumunda da değilim. Bana boyun eğdiremezsiniz. Bütün yaklaşımlarınız adeta beni buna mecbur etmek içindir. “Ben iyi asker olamam” demenize seyirci kalıp bunu normal kabul etmemi istiyorsunuz. Bu kadar duygulu, bu kadar şairane, filozofça olması gereken yoldaşlar çıkış yapamazsa, neden iyi bir önder, militan devrimci olamıyor diye bizi düşündürür. Bu halinize acıyayım mı, ağlayayım mı? Bu bize bir şey verir mi? Durumunuz, sizin için ağlanmaya müsait olmamalıdır. Sorun ağlamak değil, fakat başarmamak adamı ağlamaktan daha kötü eder. Bütün bunları anlamanız gerekir. Ben de şimdiye kadar ağlamamaya çalıştım. Ama durumlarınız ağlanası durumlardır. O kadar imkan çarçur edilecek, o kadar anlamsız, boş yere şehit verilecek. Bu, ağlamaktan daha kötüdür. Bunları önlemeniz gerekir. Bu da çok etkin bir komuta tarzıyla olabilir. Kendinize onu yakıştırın. Gerekirse diliniz bal gibi, gözünüz ateş gibi olsun. İradenizi çelikleştirin, ustalığınızı, duyarlılığınızı geliştirin. Kürdistan‟da gördüğünüz her şeyde kurnaz olun, usta olun, entrika ve oyuna gelmeyin. Kül yutmayan cinsten biri olun, gerisi gelir.

Kürt insanı zaten çok çalışır, Kürt insanı cesurdur, dayanır. Hiçbir Anadolu veya Türk askeri onun karşısında dayanamaz. Böylece savaşı lehinize çevirebilirsiniz. Benim çözümüm budur. Bu konuda da kimseyle alay etmiyorum. Dikkat edin, sizi onure etmeye, size güç vermeye çalışıyorum. Fakat siz de güç sahibi olmayı doğru yolda ve doğru tarzda sağlayacaksınız. PKK‟lileşmeyi, onun ordulaşmasına doğru yaklaşımı, doğru yorumu vermeyi bileceksiniz. Çünkü milyonlarca insan size bakıyor. Bir de adınız önderlik biçiminde duyulmuş. Bu, laf düzeyinde kalmasın. Giderek ona hakkını vermeyi bilin. Bütün bunlar bizim adımıza oluyor. Bizim için de neyin geçerli olup olmayacağını, neyin kabul edilip edilmeyeceğini bilerek dağlarımızı kabul edilebilir sınırlar dahilinde geliştirin. Bizi biraz ciddiye almanız gerekiyor. Önderlik ciddiye alınmak ve uygulanmak zorunda. Ben de kendimi ona göre ayarlıyorum. Dostlar bile bizi ciddiye alıyor. Ama yoldaşlarımız bizim karşımızda bir türlü ciddi olmayı beceremiyorlar. Bu yanlıştır, Önderlik kavramına ters düşer. Bir de kadın var. Kadınların bir adım daha geride olduklarını biliyoruz. Sosyal realitedeki yerleri biraz daha dikkatle değerlendirilmeye çalışılmalıdır. Çünkü biz onları eşit ve özgür katıyoruz diyoruz, ama muhtemelen olumlu yönleri kadar geri çeken yönleri de olabilir. O ayrı bir konudur. Eşit ve özgür koşullarda katılıyorlar, fakat askerileşmeyi zorlayabilirler. Aslında güç de verebilirler. Bu konularda da dikkat ediyoruz. Bu konularda bazen eşitlik geçerlidir. Onlar da doğru katılımı kesin bilmek zorundadırlar. Aksi halde lanetli kadın veya lanetli kişi konumuna en çok kendileri düşerler ve çok kötü olur. Saflarımızda böyle yaşamak kolay değildir. “Biz de asker olmak istiyoruz, gerilla, hatta önder, komutan olmak istiyoruz” demenin ne anlama geldiğini en yakından onlar da bilecekler. Aksi halde Önderlik ölçülerinin ezip geçeğini biliyorsunuz. Bizim ölçüler herkesi kolay kabul etmediği için, uymayanları bir çırpıda silip süpürür.

Dolayısıyla duyarlı olmaları, yerinde katılıma en çok özen göstermeleri gereken kesim kadınlar oluyor. Burada kadın, erkek ayrımına girmedik. Zaten yiğitlik anlamında çoğunuz kadın gibisiniz. Yiğidin erkeği, kadını fark etmez. Bu anlamda çok zayıfsınız. Bir tutum sahibi olanınız çok az. Hemen hepinizin davranışları biraz kadınca. Bunun da çok kötü bir durum olduğunu derinliğine görebilmeliyiz. Bu da düşkünce bir durumdur. Siyasi fahişe kavramını bu anlamda kullanıyorum. Herkes bunun anlamını kendine göre bilmek zorundadır. Çoğu kıvırtmacı; kıvırtmacı, yaltakçı oldun mu siyasi fahişe olursun. Kimse yanlış anlamasın. İşine yiğitçe karşılık vermedin mi namertsin, alçaksın. Yiğitliği az çok tanıyoruz. Yiğit olarak ayakta kalmak çok önemlidir. Bunu anlamak zorundasınız. Yoksa size kolay karılık, kolay kocalık yaptırmayız. Çok önceleri şunu açıkça söyledim; temel insani özelliklerinizle oynarız. Onlar da nedir? Doğru kimliğe gelmezseniz, yanlış kimliğinizi bozarız, hem de çok acımasızca. “Ben adam olamam, ben kurallara gelemem” dersen, ben de sana yapacağımı bilirim. Bunun anlamı şudur: Sen bana layık görmezsen, ben de sana hiçbir şeyi layık göremem. Git cehennem azabı çek derim. Eskiden bir sopa veya tokat atıp cezalandırırlardı. Biz ömür boyu tokatlık durumu yaratırız, her gün yaşam cenderesine atarız. Suçlu olan daha fazla sıkılır. Sıkıldıkça daha da fazla sıkılır. Bu bir cezadır. Ama birisi tam eylem sürecine, yiğitlik sürecine girdi mi o, artık özgürdür, kurtulmuştur. Suç ve ceza bizde somutlaşmasını böyle bulur. Kazanan ve fetheden kişi; seridir, hareketlidir, akışkandır, coşkuludur, tıkanmaz, her an her şeye hazır cevaptır.

Diğeri kekeler, kem küm eder, iki de bir dökülür, suçludur. Araştırıldığında ulusal veya sınıfsal haindir, örgüt bozguncusudur ve bunların hepsi de suç kategorisine girer. Tüm bunların felsefi arka cephesi de böyledir. Bu açıdan parti eğitiminin ve parti işlerinin çok önemli olduğunu söylüyorum. Bunu biraz ciddiye almalısınız. Yeni kahramanlar, yeni anlayışlar, yeni kişilikler oluşturuyoruz. Çünkü binlerce yıllık tarihimiz sonuçta bizi sıfırlamış, eksilere götürmüş. O da bizi insanlığın donduğu, bittiği yere kadar götürmüş. Bir diriliş, yaşama hareketiysek, ki böyle olduğumuza inanıyoruz, yüksek bir ilgiyle, yaşamı amansız bir biçimde kendine layık görmekle, kendini o yaşamın sahibi haline getirmekle ve bunun emekle bağlantısını, yine sanatçı yaratıcılığıyla bağlantısını kurarak, artık sabrınız ve cesaretiniz ne kadarsa, gerekirse onu da geliştirerek biraz gelişelim. Böyle bir inadınız varsa, onu da dayatarak sonuca gideceksiniz. Devrim sanatı böyle icra edilir. Ben bu kadarını yaptım, siz daha fazlasını yapın. Benimki size biraz yan hizmettir. Şunu yaptığıma eminim; kendim iyi olamadıysam da, başkalarının iyi olmasına çıkış yaptırıyorum. O zaman ona layık olun. Her şeye gücüm yetmez, ama bazılarının gücünün yetmesine imkan hazırladım. Her şeye gücün yetsin diyemezsiniz. Doğada tek başına hiçbir şeyin gücü her şeye yetemez. Herkes belli sınırlar dahilinde rol, etki sahibi olabilir. Benimki de böyle bir rol sahibi oluştur. Sizinki artık zaferi böyle zorlayacak bir rol, bizim gibi temizlik yapma, önü açık tutma rolü değil, çizilmiş doğru yolda yüksek savaşım taktikleriyle zaferi yakalamadır. Gücünüz buna yeterlidir ve size verdiğimiz emeklerin hedefi temelde bunu sağlamaktır.

Umarım içinizde akıllı olanlar vardır. En önemlisi de yeni başlangıçlar yapma konusunda iddialı olanlar var. Ona açıklık getirmek için sürekli bunları tekrarlıyorum. Hemen hemen hepimiz tüm sınırları zorlayarak sonuç çıkarmasını bilmeliyiz. Genç yaştasınız kazanma şansınız daha da yüksek. Bazıları yetersizdir, yeterli olanlar onları da hızla uygun seviyelere getirebilir ve bizim uğraşacak başka bir işimiz de yok. Şu anda en gerekli olan iş devrim işidir. Bu, altın değerinde, her şeyin en önünde tutulması gereken, adınızdan da, her şeyinizden de önce sağlama alınması gereken ve başarıya kilitlenmesi gereken iş; devrimin öncülük işidir. Büyük bir duyarlılıkla ve her geçen gün geçmişi de telafi ederek, yeniye de karşılık vermesini bilerek, ilgisini ve çabasını, ustalığını gösterin ve başarmaya çalışın.

HALKLAR ÖNDERİ ABDULLAH ÖCALAN (43.BÖLÜM)

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

15 AĞUSTOS ATILIMI BİR KEZ DAHA DOĞRULANMIŞ VE ZAFERE OLAN İNANCI SARSILMAZ KILMIŞTIR!

ÖLÜMSÜZLÜK,BİRAZ DA KAHRAMANCA DİRENİŞTEN GEÇER

ÖNDERLİĞİN 29 HAZİRAN 1999 İDAM KARARI

ÖNDERLİK SAVUNMALARINDA KUANTUM  

AŞK ÖZGÜRLÜĞÜ ARAYIŞTIR

PKK'YE DAYATILAN TASFİYECİLİK VE TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ

HALKIMIZI TASFİYE ETME TARİHİNE PKK'DE VERDİĞİMİZ  CEVAP  

MEŞRU SAVUNMA BİLİNCİ

HALKIMIZI TASFİYE ETME TARİHİNE PKK'DE VERDİĞİMİZ CEVAP

HALKIMIZI TASFİYE ETME TARİHİNE PKK'DE VERDİĞİMİZ  CEVAP  

ÖZGÜRLÜK PROBLEMİ (1. BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜK PROBLEMİ (2. BÖLÜM)

TOPLUMSAL ADALETİN HUKUKLA OLAN İLİŞKİSİ

EMEK VE TOPLUM (1.BÖLÜM)

EMEK VE TOPLUM (2.BÖLÜM)

ETİK-ESTETİK ÜZERİNE 1.BÖLÜM

ETİK-ESTETİK ÜZERİNE (2. BÖLÜM)

LI SER RÊBAZ Û REJÎMA HEQÎQETÊ NAVEROK (BEŞA 1 E MİN)

LI SER RÊBAZ Û REJÎMA HEQÎQETÊ NAVEROK (BEŞA 2 E MİN)

LI SER RÊBAZ Û REJÎMA HEQÎQETÊ NAVEROK (BEŞA 3 E MİN)

LI SER RÊBAZ Û REJÎMA HEQÎQETÊ NAVEROK (BEŞA 4 E MİN)

LI SER RÊBAZ Û REJÎMA HEQÎQETÊ NAVEROK (BEŞA 5 E MİN)

LI SER RÊBAZ Û REJÎMA HEQÎQETÊ NAVEROK (BEŞA 6 E MİN)

LI SER RÊBAZ Û REJÎMA HEQÎQETÊ NAVEROK (BEŞA 7 E MİN)

LI SER RÊBAZ Û REJÎMA HEQÎQETÊ NAVEROK (BEŞA 8 E MİN)

LI SER RÊBAZ Û REJÎMA HEQÎQETÊ NAVEROK (BEŞA 9 E MİN)

LI SER RÊBAZ Û REJÎMA HEQÎQETÊ NAVEROK (BEŞA 10 E MİN)

KOMPLO ORTAMININ OLUŞUMUNA DAİR-I

İMRALI ADASINDA CEZAEVİ YAŞAMIMA DAİR

KOMPLO ORTAMININ OLUŞUMUNA DAİR-II

DEVRİMCİ HALK SAVAŞINA KARŞI NATO’NUN GLADİO SAVAŞLARI

‘YA ÖZGÜR YAŞAM YA SOYKIRIM!’-1-

ÖZGÜRLÜK ÇOCUKLUKTA BAŞLAR

‘YA ÖZGÜR YAŞAM YA SOYKIRIM!’-2-

DEMOKRASİNİN ÖNCÜLÜĞÜNÜ HALKIMIZ YAPACAKTIR 

GÜZELLİĞİN İÇERİĞİNDE TOPLUMSALLIK VARDIR, KOLEKTİVİZM VARDIR

UCUZ YAŞAM YOKTUR, UCUZ YAŞAM ÖLÜMDÜR

YAŞANAN PATLAMA OLAYI TARİHLE EN ŞİDDETLİ HESAPLAŞMADIR

ZEMİNİMİZ SON DERECE DEVRİMCİDİR

NASIL YAŞAMALI?

RUHUMU SATMAMAM ÖZ SAVUNMAMDIR

DEMOKRATİK ANAYASAL ÇÖZÜM GELİŞMEZSE HALKIN DİRENME HAKKI VARDIR!

DEMOKRATİK ULUS ÇÖZÜMÜNÜN ARAYIŞÇISI OLMAK

KÜRT HALKININ ÖZGÜRLÜK İRADESİ BENİ UMUTLANDIRIYOR

PKK BİR ÖZGÜRLÜK HAREKETİDİR

KARARLIYIZ KESİN KAZANACAĞIZ

DEVRİM BÜYÜK BİR GÖNÜLLÜLÜK OLAYIDIR

ÖZGÜRLÜĞE GÖZÜNÜ DİKMEYEN ÖZGÜR OLAMAZ

PKK EVRENSEL BİR HAREKETTİR

PKK, MEZHEPLER MOZAİĞİDİR

ÖZGÜRLÜK OLMADAN ETİK VE ESTETİK OLMAZ

KADIN KURTULMADAN

DEMOKRATİK ULUS KÜLTÜRÜ

CHE GERİLLA TARZININ BÜYÜK TUTKUSUDUR

SOSYALİZM CİNSLER ARASI UÇURUMUN VE EŞİTSİZLİĞİN YIKILMASIDIR

PKK, BÜYÜK YAŞAYANLARIN PARTİSİDİR

GÖÇ, GÖÇ...

DEVRİM, KENDİ İÇİNİ NETLEŞTİRME HAREKETİDİR (1. BÖLÜM)

DEVRİM, KENDİ İÇİNİ NETLEŞTİRME HAREKETİDİR (2. BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK  (1. BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (2.BÖLÜM)

KÜRT AŞKI

TOPLUMUN ÖZGÜRLEŞMESİ

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (3.BÖLÜM)

SINIRSIZLIK VEYA MEZOPOTAMYALI OLMAK

ALEVİLİK KARDEŞLİĞİN ÖZÜDÜR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (4.BÖLÜM)

ORTADOĞU'DA DEMOKRATİK MODERNİTE ÇÖZÜMÜ

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (5.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (6.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (7.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (8.BÖLÜM)

ÖNDERLİK GERÇEĞİ VE PKK DENEYİMİ

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (9.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (10.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (11.BÖLÜM)

BİZİM ÖYKÜMÜZ BİR HALKIN DİRİLİŞ ÖYKÜSÜDÜR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (12.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (13.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (14.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (15.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (16.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (17.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (18.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (19.BÖLÜM)

KÜRT HALKININ EN BÜYÜK SİLAHI PKK’DİR

PARTİLEŞME HALK TARİHİMİZİN VE İNSANLIĞIN EN ANLAMLI İFADESİDİR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (20.BÖLÜM)

ORTADOĞU TOPLUMUNUN İKİNCİ BİR KADIN DEVRİMİNE İHTİYACI VARDIR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (21.BÖLÜM)

PARTİLEŞME; YÜCE HALK TARİHİMİZİN KUTSAL YÜRÜYÜŞÜDÜR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (22.BÖLÜM)

PARTİMİZİN ÇIKIŞ TARZINA UYGUN YETİŞMEK PARTİ ŞEHİTLERİNE SAHİP ÇIKMAKTIR

PKK EN ZORU BAŞARAN HAREKETTİR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (23.BÖLÜM)

PKK ŞEHİTLERİN ANISINI YAŞATMA HAREKETİDİR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (24.BÖLÜM)

PKK; KÜRDİSTAN HALKININ GERÇEK OKULUDUR, TOPLUMSAL BİLİNCİNİ KAZANDIĞI, SAVAŞMASINI ÖĞRENDİĞİ BİR OKULDUR

BAŞARI YOLUNA GİREN PARTİ MİLİTANLIĞI KESİN ZAFERİ KAZANIR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (25 .BÖLÜM)

PKK TARİHİ ÖNDERLİK TARİHİDİR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (26.BÖLÜM)

PKK TARİHİ YENİLMEZLİK TARİHİDİR

KÜRDİSTAN ROMANI

PKK TARİHİNİ İYİ BİLMEYENLER PKK KİŞİLİĞİNİ DOĞRU TEMSİL EDEMEZLER

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK(27.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK(28.BÖLÜM)

PKK VE KÜRT HALKI ARTIK TASFİYE EDİLEMEZ

PKK, BİR İNSANLIK SAVAŞIMININ ÖZNESİ DURUMUNDADIR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK(29.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK(30.BÖLÜM)

PKK’LİLEŞME HİÇ ŞÜPHESİZ SOSYALLEŞMEDİR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK(31.BÖLÜM)

PKK HAREKETİ TARİHİ OLARAK BİR YARGILAMA HAREKETİDİR(1.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (32.BÖLÜM)

PKK HAREKETİ TARİHİ OLARAK BİR YARGILAMA HAREKETİDİR (2.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK(33.BÖLÜM)

PKK'DE YAŞAMIN TEK ŞARTI DÜŞMANIYLA BOY ÖLÇÜŞTÜRMEDİR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (34.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (35.BÖLÜM)

PKK'LİLİK EN SOYLU DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞ DEMEKTİR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (36.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK(37.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK(38.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK(39.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK(40.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK(41.BÖLÜM)

PKK'NİN ŞARTLARI , YAŞAMIN ŞARTLARIDIR

APOCU MİLİTAN KİŞİLK (42.BÖLÜM)

BU SAVAŞ HALK SAVAŞIDIR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (43.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (44.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (45.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (46.BÖLÜM)

PKK'LİLİK GERÇEKÇİ OLMADIR

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (47.BÖLÜM)

''1990’LARDAN SONRAKİ DEVRİMCİ HALK SAVAŞI, KÜRDİSTAN POLİTİKALARINI BOŞA ÇIKARMIŞTI''

''ADIM ABDULLAH''

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (48.BÖLÜM)

ORTADOĞU'DA DEMOKRATİK MODERNİTE ÇÖZÜMÜ

SAVAŞ VE SANAT

PKK’NİN SORUNLARA GETİRDİĞİ YENİ ÇÖZÜM MODELİ

HALKLAR ÖNDERİ ABDULLAH ÖCALAN İMRALI'YI ANLATIYOR (1.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (49.BÖLÜM)

HALKLAR ÖNDERİ ABDULLAH ÖCALAN İMRALI'YI ANLATIYOR (2.BÖLÜM)

KÜRDİSTAN'IN VARLIĞI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖZ SAVUNMASIZ OLAMAZ

YENİ DÖNEMDE PKK’NİN KİMLİĞİ VE ANLAMI

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (50.BÖLÜM)

HALKLAR ÖNDERİ ABDULLAH ÖCALAN İMRALI'YI ANLATIYOR (3.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (51.BÖLÜM)

HALKLAR ÖNDERİ ABDULLAH ÖCALAN İMRALI'YI ANLATIYOR (4.BÖLÜM)

PKK BİR İNSANLIK SAVAŞIMININ ÖZNESİ DURUMUNDADIR